

Zaman zaman hepimiz başkasının sahip olduklarına özenebiliyoruz. Arkadaşımızın işte aldığı terfi, komşumuzun yeni evi, sosyal medyada gördüğümüz “mükemmel’ hayatlar…
İşte bu noktada içimizde belki de hiç beklemediğimiz bir kıpırtı belirebiliyor: “Bunlar neden bende yok?” Peki, bu kıpırtı ne? Neden bir başkasıyla kendimizi ve hayatımızı kıyaslıyoruz?
NEDEN KENDİMİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLARIZ?
Sosyal medyanın yaygın kullanımı ve sürekli görünürlük sağlamasıyla, insanlar kaçınılmaz olarak kendilerini bir kıyaslama ortamının içinde bulabiliyor. Psikolojik açıdan kıyaslama, insanın doğal bir davranışıdır. Bazı anlarda başkalarıyla kendimizi karşılaştırarak nerede durduğumuzu ve ne kadar ilerlediğimizi görebiliriz. Bu noktada önemli olan, kıyaslamaların ölçüsüdür.
Yapıcı kıyas: İmrenmeyi ortaya çıkararak kişiyi motive edebilir ve gelişimini destekleyebilir.
Yıkıcı kıyas: Kıskançlığı besleyerek bireyin kendini yetersiz ve öfkeli hissetmesine neden olabilir.
KISKANÇLIK VE İMRENME ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ
İmrenme duygusu, bireyin bir başkasının sahip olduklarına hayranlıkla bakması ve benzerini kendisi için de istemesi şeklinde açıklanabilir. Kıskançlık duygusunda ise birey, hali hazırda sahip olduğu bir şeyi kaybetmenin korkusunu yaşayabilir.
İmrenme ve kıskançlık arasındaki en belirgin fark: İmrenmenin “Onda varsa, ben de yapabilirim” düşüncesiyle bireyin motive olup gelişimi için harekete geçebilmesiyken, kıskançlık geriye dönük ve sahip olunanı kaybetme korkularıyla beslenerek bireyi günlük hayatında fazlasıyla yıpratabilir.
Kıskançlığın özünü basit bir örnekle romantik ilişkiler üzerinden açıklayabiliriz: ‘’Partnerim başkasına ilgi duyuyor mu?’’, ‘’Partnerim başkasına ilgi duyarsa ne olur?’’ soruları çoğunlukla bireyin partnerine karşı bir kıskançlık duygusu taşıdığını gösterir.
KISKANÇLIK VE İMRENMENİN GÖRÜNMEZ KAYNAKLARI
Özgüven: Kendine güveni gelişmiş olan bireyler, başkalarının sahip olduklarına imrendiklerini kabul edebilir bu durumu kendi potansiyellerini keşfetmek için bir fırsat olarak görebilir. Özgüven geliştirmekte zorlanan bireylerde bu durum yoğun kıskançlık duygusunu uyandırabilir.
Bağlanma stilleri: Kaygılı bağlanan bireyler, kaybetme korkusunu daha yoğun hissederek kıskançlığa bağlı davranışlar sergileyebilirler. Güvenli bağlanan kişiler ise imrenmeyi motive edici bir güç olarak deneyimleyebilir.
Toplumsal baskılar: Rekabetçi ve başarı odaklı kültürler, bireyleri kıyaslamaya itebilir. “Daha fazlasına sahip olmalısın” gibi mesajlar, imrenme hissini kıskançlığa dönüştürebilir ve kişinin duygusal tepkilerini şekillendirebilir.
Psikolojik açıdan bakıldığında, kıskançlık ve imrenme aynı hissin iki farklı yansımasıdır. İmrenme bireyin gelişimi için bir fırsatken, kıskançlık çoğu zaman güven sarsıcı ve ilişkilerde çatışmalara yol açabilen bir duygudur. Önemli olan, kendi değerimizi başkalarının gözünden ve başkalarının sahip olduklarıyla ölçmeyi bırakabilmek ve baktığımız şeyde başkasının hayatını değil, kendi potansiyelimizi görebilmektir.
Unutmayalım: Duygularımız bizler için bir sinyal görevi görebilmektedir ve her duygu insan olmanın doğal bir parçasıdır
Kaynak: NTV